"...
kayboluyorum hala.. göremiyorum kendimi, aynaya baktığımda. gözlerimi kıssam da yetmiyor, tanıyamıyorum aynadakini. ayna bana uzak değil, ben uzağım kendime. bir siluet var bana benzeyen, ama ben değilim sanki. bulanık ve silik, masal gibi biraz.. izlediği filmlerdeki, okuduğu kitaplardaki karakterlere özenen bir kız. bir gülüp bir ağlayan son günlerde ve kolayca sinirlenen her şeye... mor ojeleri çıktı mı uçlarına yama yapan, hayalleri kırıldığında yerine koyacak hayal bulamayan...
sahi, fazla hayali olan var mı?"
31 Mart 2009 (:
--
soruma cevap alamadım ki bi senedir (:
sandık içi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sandık içi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1.4.10
28.3.10
6.10.09
ben bu yazıyı sana yazdım
"sevmekten ölen bir balıktım sadece, bilmediğim bir şehrin bilmediğim sularında yüzen. her vapur sesinden irkilen, her martıyı uzun uzun takip eden küçük bir kızdım bu şehirde. kalabalığına, sıcağına, yollarına alışkın olmayan, ama bir süre boyunca bunlarla da yaşayabileceğini düşünen bir yabancıydım. tek bir tanıdığım vardı, o da gitti.
irili ufaklı hayallerim vardı. gece yatmadan önce birini seçip yaşattığım karanlığımda. hayal kırıklıklarım da vardı, avutulduğumda hemencecik unutuverdiğim. hayal kurmuyorum artık yatarken, rahat uyuyabilmek için geceleri. büyük bir hayal kırıklığı kaldı elimde sadece içimi dolduran. her nefesimde göğsüme batan, her fırsatta kendini hatırlatan. yolumu kaybetmiş, denizde boğulmuş gibi hissediyorum biraz. bu noktaya neden geldiğimi biliyorum, nasıl döneceğimi bulamıyorum.
ayrı şehirlerde, birbirini seven, bir şekilde ortak bir hayat tutturmaya çalışan ayrı insanlardık eskiden. hiç olmadığımız kadar yakın olacakken, hiç olmadığımız kadar uzaklaştık birbirimizden. düşünsem de, senin hayatımda olmadığın bir anım gelmese de aklıma, günlerdir bütün anılarım sensiz. güçlüyüm, biliyorum. yine de son kez yazdığım için üzülüyorum.
'bir varmıştı, şimdi bir yokmuş'
sevdiğim masal artık bitmiş..."
istanbul, temmuz 2009
~~
yine bi yerlerden bulup çıkardım bu yazıyı ve beraberinde hissettiğim kırgınlığı..
bugün güzel bi gün değildi neyse ki, yakıştı bu tarihe de..
irili ufaklı hayallerim vardı. gece yatmadan önce birini seçip yaşattığım karanlığımda. hayal kırıklıklarım da vardı, avutulduğumda hemencecik unutuverdiğim. hayal kurmuyorum artık yatarken, rahat uyuyabilmek için geceleri. büyük bir hayal kırıklığı kaldı elimde sadece içimi dolduran. her nefesimde göğsüme batan, her fırsatta kendini hatırlatan. yolumu kaybetmiş, denizde boğulmuş gibi hissediyorum biraz. bu noktaya neden geldiğimi biliyorum, nasıl döneceğimi bulamıyorum.
ayrı şehirlerde, birbirini seven, bir şekilde ortak bir hayat tutturmaya çalışan ayrı insanlardık eskiden. hiç olmadığımız kadar yakın olacakken, hiç olmadığımız kadar uzaklaştık birbirimizden. düşünsem de, senin hayatımda olmadığın bir anım gelmese de aklıma, günlerdir bütün anılarım sensiz. güçlüyüm, biliyorum. yine de son kez yazdığım için üzülüyorum.
'bir varmıştı, şimdi bir yokmuş'
sevdiğim masal artık bitmiş..."
istanbul, temmuz 2009
~~
yine bi yerlerden bulup çıkardım bu yazıyı ve beraberinde hissettiğim kırgınlığı..
bugün güzel bi gün değildi neyse ki, yakıştı bu tarihe de..
25.9.09
ohh!
bitti, zor oldu ama bitti!
şimdi siz yine benim, teoman'ı ve en güzel hikayem'i ne kadar sevdiğimi bilerek, aşk temalı itiraflarımdan birine tanık olacağınızı sanıyor olabilirsiniz. ama yanılıyorsunuz! :)
rapor.. bitti, zor oldu ama bitti işteee! hayır, tabi ki de en güzel hikayem falan değil!
ve mutluluk bu olsa gerek, uzun sürmeyecek tabi, daha günlük kısmı var.
ama şu anki ruh halimi hiçbi şey değiştiremez!
office onenote'ta yazıyorum bunları.. hiç hoşlanmadığım bi şekilde, yazım kurallarına uymayan sözcüklerin altını falan çiziyor, ama zevkli bir uygulamaya benziyormuş, "daha sık kullanılacaklar"a ekleyeyim bari :))
bi de blogger'm düzgün açılsa "yup yup yup!" diye bağıra bağıra dans ederdim ama.. :(
bitmiş bi raporla idare etcez artık :p
edit: oley oley, altını çizmeyi de kaldırdımmm!
~~
21 eylül tarihli yazımmış, eh! artık dans da edebilirim 'yup yup yup!' diye :)
hem de her şeyiyle teslim ettim raporu!
benimle dans etmek isteyen?? :))
musmutlu olmak, budur!
7.9.09
post it
"Aynaya baktığımda
gözlerimden akan çay
yüzümü yakan çiller
ve kırık dişim...
pastanın üzerinde binlerce mum
gözlerim saplanmış her birine
ÜFLE! Bütün düşlerin şerefine..."
--
bu da ötekimdenmiş 25 Şubat 2005'te..
ve hala dolaplardan çıkanlar.. neleri değiştirdi o sene :)
gözlerimden akan çay
yüzümü yakan çiller
ve kırık dişim...
pastanın üzerinde binlerce mum
gözlerim saplanmış her birine
ÜFLE! Bütün düşlerin şerefine..."
--
bu da ötekimdenmiş 25 Şubat 2005'te..
ve hala dolaplardan çıkanlar.. neleri değiştirdi o sene :)
3.9.09
kötülüklerin en kötüsüdür!
nasıl göz yumuyorum her şeye, sonunu düşünmeden ya da kendimi? ben de isterdim aşktan uyuyamamayı geceleri, acıdan uyuyamamak yerine.. her sözümde, hareketimde pişman olacağımı bile bile... ve haklıydı nietzsche yine! övünmemeliydik umudumuz var diye. her şeyin nedeni umuttu işte.. sense her seferinde daha da yakıyordun canımı, geçmişte verdiğin sözlerin aksine...
sen eskisi kadar içten, ben de eskisi kadar saf olsam keşke...
02.02.09
23.08
(teoman~bir günde yalnızlık çalarken.. kötü bi telefon konuşmasının ardından..)
sen eskisi kadar içten, ben de eskisi kadar saf olsam keşke...
02.02.09
23.08
(teoman~bir günde yalnızlık çalarken.. kötü bi telefon konuşmasının ardından..)
--
ve hala nasıl da aynı her şey... dün yazmışım sanki.
~everybody's changin' but i don't feel the same!
2.9.09
sandık içi
temasına alışamadığım bi bloga yazmak, bi türlü kullanamadığım bi deftere yazmak gibi, şimdi fark ettim. bi defteri sevmedim mi not tutamam ben. spiralli olmalı, çok büyük ya da çok küçük olmamalı, kareli olmamalı...
burası da aynen öyle oldu, neler geçmiyor ki içimden. çok şey okudum mesela bugün, dolapların diplerini karıştırınca birsürü dergi buldum: kaçak yayın'lar, düşe-yazma'lar... sandıkiçi'mi buldum bir de! telefonumun ekranını süsleyen kahramanımı... kaybettim sanıp ne üzülmüştüm. işte, çok yazasım var, ama seni sevemedim tema! biraz daha beklemen gerekecek daha edebi (?) yazılarım için.
bir şey daha fark ettim: yan yana 2 noktadan daha çok sevdiğim bir şey varsa, o da küçük harfler.. küçük olan her şey sevilir zaten. hemen hemen her şey (:
22
.. ne kadar açıkmış meğer. yaşamadan anlamaz mı insan?
burası da aynen öyle oldu, neler geçmiyor ki içimden. çok şey okudum mesela bugün, dolapların diplerini karıştırınca birsürü dergi buldum: kaçak yayın'lar, düşe-yazma'lar... sandıkiçi'mi buldum bir de! telefonumun ekranını süsleyen kahramanımı... kaybettim sanıp ne üzülmüştüm. işte, çok yazasım var, ama seni sevemedim tema! biraz daha beklemen gerekecek daha edebi (?) yazılarım için.
bir şey daha fark ettim: yan yana 2 noktadan daha çok sevdiğim bir şey varsa, o da küçük harfler.. küçük olan her şey sevilir zaten. hemen hemen her şey (:
22
.. ne kadar açıkmış meğer. yaşamadan anlamaz mı insan?







