bi sene çok şeyi değiştirmek için yeterliymiş. geçen sene bugün, bu saatlerde, yatağımda hıçkırırken, o yaşları akıtmama neden olan kişiyle kahkahalar atabilirmişim ve üstüne hayatım boyunca hiç sevmeyeceğimi sandığım bi tarih, hayatımın bir başka dönüm noktası olabilirmiş.
bi futureme iyi gider o zaman bu tarihe.
seneye görüşmek üzere! :)
6.7.10
24.6.10
geçti..
saç diplerim bile ağrıo şu an -tabi rapunzel oldum! :p
canım çıktı ama ya.. ayakkabılar ayağımı acıttı..
aynı konuşmaları 4890284 *random sayıları çok severim* kişiye anlatmaktan boğazım şişti :)
kimse beni tutamaz, bihter'in intiharını izlicem bugün! :p
düşündükçe daha güzel geliyo ama polyannacılığın hiç sırası değil!
sonrasında yaşayacağım hayal kırıklığı cidden çok büyük olur çünkü bu sefer..
kaç gün geçecekse, uyusam o kadar, olmaz mı?
canım çıktı ama ya.. ayakkabılar ayağımı acıttı..
aynı konuşmaları 4890284 *random sayıları çok severim* kişiye anlatmaktan boğazım şişti :)
kimse beni tutamaz, bihter'in intiharını izlicem bugün! :p
düşündükçe daha güzel geliyo ama polyannacılığın hiç sırası değil!
sonrasında yaşayacağım hayal kırıklığı cidden çok büyük olur çünkü bu sefer..
kaç gün geçecekse, uyusam o kadar, olmaz mı?
21.6.10
belki de en güzeli böyle
ben bugün evime geldim :)
yolda, uçan ayı, öpüşen çocuklar, güneşlenen kadın şeklinde bulutlar gördüm. ama telefonumun da fotoğraf makinamın da şarjı yoktu, çekemedim. olsun! ben unutmam ki.. bi de birinin bugün dinlerken beni düşündüğünü bildiğim bi şarkıyı söyledim, sessizce.. yine de belki dinlememiştir. ondan emin değilim pek :) güneş olduğuma iyice ikna olmaya başladım, belki de otostopçu'daki yağmur tanrısı gibi, sadece bunun farkında değilim.. gittiğim yerde güneş açmasının, ayrıldığım yerde yağmur yağmasının başka bi açıklaması olamaz çünkü. önce istanbul, sonra kütahya, şimdi de ankara.. :) belki de hepsi sadece tesadüftür.
ben bu yazı stilini çok seviyorum. ama büyük hali pek güzel olmuyo :)
yel değirmeni görünce bir tek benim "ve sen ben değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı" diye şarkı söylüyor olmayışım fazla üzücü bence..
yolda, uçan ayı, öpüşen çocuklar, güneşlenen kadın şeklinde bulutlar gördüm. ama telefonumun da fotoğraf makinamın da şarjı yoktu, çekemedim. olsun! ben unutmam ki.. bi de birinin bugün dinlerken beni düşündüğünü bildiğim bi şarkıyı söyledim, sessizce.. yine de belki dinlememiştir. ondan emin değilim pek :) güneş olduğuma iyice ikna olmaya başladım, belki de otostopçu'daki yağmur tanrısı gibi, sadece bunun farkında değilim.. gittiğim yerde güneş açmasının, ayrıldığım yerde yağmur yağmasının başka bi açıklaması olamaz çünkü. önce istanbul, sonra kütahya, şimdi de ankara.. :) belki de hepsi sadece tesadüftür.
yel değirmeni görünce bir tek benim "ve sen ben değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı" diye şarkı söylüyor olmayışım fazla üzücü bence..
18.6.10
pushing daisies
fonda "it's all over but the crying".. siz de dinleyin hemen yukardan! :)
..
if i could i would
i'd change everything
cause i can't forget you though you don't believe me
now i can't walk back
i can't leave behind
where does it go all the light that we had..
..
if i could i would
i'd change everything
cause i can't forget you though you don't believe me
now i can't walk back
i can't leave behind
where does it go all the light that we had..
yine de çok iyiyim, anneannemin süprizi ve heimlich manevrası işe yaradı gerçekten, duygusal olarak :)
ama az kaldı, az kaldıkça nefes almam da zorlaşıo, yapacak hiçbi şey olmadığını fark ediorum..
şu sahneler her aklıma geldiğinde içimin acımasına ne demeli??







