Pages

20.4.14

ben gidiyorum

yeni dünyalar, yaşanabilecek uzak gezegenler bulunuyor. suyu var, özellikleri dünya'ya benziyor. bu haberlerin karşısında, isveç'e gitmenin bana yetmeyeceğini anlıyorum. daha uzağa gitmeliyim. kimsenin beni bulamayacağı, benim bile nereden geldiğimi unutacağım kadar uzağa.

ve içses'im yine devrede. bunun ne kadar mümkün olabileceğini soruyor, gitsem de kendimi unutamayacağımı söylüyor. zaten hep böyle zamanlarda konuşmaya başlasın. kendime haksızlık yaptığımda, kendi canımı yakmaya başladığımda hiç ağzını açmasın, beni korumasın. mmm. şimdi de öyle durumlarda bağırsa bile benim duymak istemediğimi, yine kendi kafama göre hareket ettiğimi, kendimi eleştirdiğimi söylüyor. ah ! ve yine haklı ! bu içses'ler hep haklı.

gitmenin nesi güzel bu kadar, diye sorsanız verebilecek bir cevabım yok. hiç gitmedim. hani gücüm olsa, sinirden insanları camdan atabilecek gibi hissediyordum ya.. bu da aynısı. bir gitsem hiç gelmezmişim gibi. o yüzden belki böylesi daha iyi.


6 yıldız:

kağıt faresi dedi ki...

gitmek her zaman benim de aklımı çeliyor. ama gittiğim yere anılarımı, bu topraklarda yaşadıklarımı da götüreceksem ve hiçbirşeye sıfırdan başlayamayacaksam ne değişecek diye düşünmeden de edemiyorum. yolun açık olsun. ne olursa olsun gitmek iyi gelir insana. sonunda dönecek olsan da.

Melike dedi ki...

gitmek gerek. gitmenin gerekmediği koşulları yaşamadım belki de hiç :) ne bileyim. ara ara, böyle yeni yeni dünyalar (artık her ne anlamda anlamak istersek:)) görmeli. uyum sağlamalı. umut etmeli... eldeki dünyayla, eldeki koşullarla umut etmek de, hayal kurmak da o kadar zor ki. sanırım bu yüzden depresyon tanısı alanlar diğer insanlara göre daha gerçekçi. gitme gereğini bilip de gidemedikleri için...

B. dedi ki...

kağıt faresi, aynısını ben de sorguluyorum, sonra bunun gitmemek için yeterince güçlü bir bahane olmayacağını düşünüyorum. en nihayetinde, denemekten zarar gelmez ve dediğin gibi, gitmek iyi gelir insana :) senin de yolun açık olsun.

melike, nasıl da katılıyorum sana :) bu koşullarda kurduğumuz hayaller de o kadar gerçekdışı oluyor ki, umutsuzluğu daha da büyütüyor sanki. sonrası da, haliyle depresyon tanısı. o yüzden gitmek lazım işte :) koşul falan demeden, nasıl olacaksa...

ikinize de teşekkür ederim bu arada yorumlar için, çok mutlu oldum :)

3gen dedi ki...

Gitmek hiçbir zaman çözüm değil ki. Nereye gidersen git kafanda seninle birlikte geliyor. (Tuhaf bir cümle oldu sanki :D) Bütün her şey o kafada değil mi zaten? Yaşadıkların, üzüntülerin, sinirlendiklerin... Her şey kafada bitiyor sanırım.
Çok fazla saçmalamadan gidiyorum ben. :)

B. dedi ki...

dediğim gibi, bu bir bahane olmamalı. gitmek zaten yeterince zor, bir de bunları düşününce iyice umutsuzluğa kapılıyor insan. oysa bir tatile gidince, bulunduğumuz şehirden yarım saat uzağa gidince bile nasıl huzur buluyoruz, bunları hatırlamak lazım :) ne demişler, tedbil-i mekanda ferahlık vardır. o yüzden, ben de gidiyorum :)

ebru köroğlu dedi ki...

Merhabalar,
Blogunuzu çok begendim ve sizi takibime aldım :)
Bende bloguma beklerim.
Sevgiler,
http://hayatimakyajla.blogspot.com.tr/